Kut’ül Amare Esirlerinin İaşe ve Ücret Sorunu

09 Kas 17 Genel

Bu yazıdaki tüm bilgiler Kut’ül Amare’de esir düşen İngiliz Binbaşı E.W.C. SANDES’in günlüğünden alınarak derlenmiştir. 

Kut’ül Amare esiri İngiliz Binbaşı Sandes’in anlattığına bakılırsa, esirlerin iaşesiyle ilgili olarak hizmet alımı suretiyle bir iaşe müteahhidi ile anlaşılmıştı. Kut’ül Amare Esirleri tüm ihtiyaçlarını, iaşe müteahhidi işi bırakıncaya ve esirlere alışveriş için çarşı izni verilinceye kadar, iaşe müteahhidinden (pahalı ya da ucuz belirlenen fiyattan) almak zorundaydı. Esirlerin kendi paraları vardı ve devletten de aylık ödeme alıyorlardı. Ancak savaş şartları nedeniyle iaşe ve ödeme hususlarında görüleceği üzere bazı sıkıntılar yaşanacaktır.

Binbaşı Sandes'in Anıları

Binbaşı Sandes’in Anıları

İaşe Müteahhidi Ali

Kut’ül Amare Esirleri Yozgat’a varmadan önce Binbaşı Kazım Bey, esirlerin iaşesi için adı Ali olan iaşe müteahhidi ile anlaşmıştı. Ali çok makul ve nazik bir adamdı. Ancak kısa zamanda esirler onun dolandırıcı ve yalancı olduğunu anladılar. Kendisine eşlik eden biri daha vardı. Bunlardan başka bir genç ve birkaç çocuk ile mutfakta çalışan bazı kadınlar vardı. Kazım Bey’in isteği ile Ali kıdemli subayların kaldığı evin alt katındaki büyük odaya birkaç masa, cılız banklar ve sandalyeler koydu. Ama çatal, çanak, çömlek ve masa örtüleri kalitesizdi.

30 Haziran’da yukarı evdeki esir yüzbaşılar toplandı ve kıdemli subayların olduğu eve gidip yemek salonunda toplandılar. Salonda koyun eti, salatalık, makarna, kiraz ve bol miktarda beyaz ekmek vardı. Tabaklarda çok yağ vardı. Buna rağmen iyi bir yemek yediler. Başlangıç olarak Ali esirlere iyi bir yemek verdi. Ali yöresel şarap, tereyağı, meyve, ekmek ve ekstra olacak başka şeyler de ayarlamıştı.

Kut’ül Amare Esirleri hizmetin yerine getirildiğine dair bir deftere imza attılar. Bunlar anlaşmanın bir parçasıydı. Bir veya iki gün sonra Ali  gerçek yüzünü göstermeye başladı. İyi beyaz ekmeğin yerini ekşi ve kahverengi bir ekmek aldı. Daha az et verildi. Şaraba su ilave edildi. Ekstraların fiyatları arttı. Menü değişmedi. Masa örtüleri yıkanmadı. Çanak çömlek her zaman kirliydi. Banklar ve sandalyeler kırıktı ve tamir edilmedi.

Kut'ül Amare Esirlerinin Bir Kısmı (Yozgat)

Kut’ül Amare Esirlerinin Bir Kısmı (Yozgat)

Sonraları kıdemsiz subaylara daha kötü yiyecek verilmeye başlandı. Yemek ve şarapları daha berbat oldu. Ali esirlere her gün öğlen ve yaklaşık saat 19.00’da akşam yemeği olmak üzere iki öğün yemek verdi. Kahvaltı; ekmek, tereyağı, yumurta ile sınırlıydı. Evlerde su kaynatmak için odun gerekliydi ama odun yoktu. Bu yüzden esirler, Türk muhafızlar bakmadığı zaman, evde bulunabilen tüm gereksiz odun parçalarını topladı. Ali bunu duyunca adamlarını gönderip, esirleri kendisinin istediği fiyattan odun almaya zorlamak için, bütün odun parçalarını toplattı. Binbaşı Kazım Bey bu konuda esirlere hiç yardımcı olmadı zaten esirler kendisini doğru dürüst göremiyorlardı.

Her Esirin Günlük Masrafı Bir Mecidi

Kut’ül Amare Esirlerinin paraları giderek azalıyordu. Bağdat’ta iken, 12 Mayıs’ta ödemelerini tam olarak almışlardı. Haziran sonuna gelinmişti ve kendilerine hala ödeme yapılmamıştı. Bu yüzden esirler tutumlu olmak zorundaydı. Yiyecek ve mallar için ödeme zorluğu, sonradan her grup bir hesap oluşturarak, malzemeleri toplu satın alarak ve alınanları kağıt para ile ödeyerek çözüldü. Ali her bir esirin günlük masrafının bir Mecidi olduğunu bildirdi.

İngiliz Esirlere Az Yiyin Tavsiyesi

Her ay bir üsteğmen için yapılan tüm ödeme sadece 7 lira (35 Mecidi) idi. Bu ücret çok yetersizdi. Üç rütbeli subay makul bir miktara Ali’yi ikna etmesi için Kazım Beye başvurdu. Binbaşı Kazım Bey, buna cevap olarak bir hakaret mesajı gönderdi. “Az yiyin.” Binbaşı Kazım Bey’in az yiyin tavsiyesine uyarak menüyü azaltmaya karar verdiler. Daha pahalı kalemler, süt, sebze ve diğer şeyler menüden çıkarıldı. Günde sadece bir öğün et yemeğe karar verildi.

Ali bunu kabul etmeyi ret etti. Binbaşı Kazım Bey 23 Temmuz 1916’da eğer Ali’nin sadece ucuz yemekleri tercih edilirse, esirlere yiyecek tedariki konusunda Ali’nin gücünün yetmeyeceğini, yemekler için saptanan makul fiyatlara rağmen, esirlerin ekonomik sebeplerle, tek tabak ile yetinmek istediğini, bu durumda, Ali’nin giderlerini karşılanmasının mümkün olmadığını ve Ali’nin sözleşmesini sona erdirmek ve gitmek istediğini bildirdi. Küt’ül Amare Esiri Binbaşı Sandes’e göre, “Komutan tarafından saptanan makul fiyatlar” Ali’ye % 300 bir kar sağlamaktaydı.

Kut’ül Amare Esirlerine İki Seçenek Sunuldu

Binbaşı Kazım Bey esirlere iki seçenek sundu. Buna göre; esirler ya Ali’nin sözleşmeyle belirlenen standart fiyatlarını ve yemeklerini kabul edecekler ya da yiyecek satın almak için çarşıya günlük dört emir eri gönderecek ve yemeklerini kendileri pişireceklerdi. Son seçeneğin kabulü durumunda Ali’nin bütün mobilyaları alıp götüreceği hususunda esirleri uyaran ve çarşı konusunda yaşanacak sıkıntılardan dolayı sorumluluk almayacağını belirten Kazım Bey, esirlerin kağıt paralarının alışverişte kabul edilip edilmeyeceğinin garantisini de vermedi. Bu anlaşmazlık sonucunda, birkaç yumurta ve biraz ekmek hariç 5 Temmuz öğlenine kadar esirlere kahvaltı verilmedi. Sonunda Ali, kişi başına 12 kuruş olarak yemeğin oranını azaltıp ay sonuna kadar yaptığı sözleşmeyi devam ettirmeyi kabul etti.

Esirlere ödeme yapılması konusunda hala bir işaret yoktu. Kut’ül Amare Esirlerinin çoğu 10 poundluk çeklerini İstanbul’daki ABD elçisine gönderiyor ve Elçilik de bunları Türk parasına çevirip geri yolluyordu. Türk hükumeti ödeme yapıncaya kadar, Ali’ye ücret ödemeyi ret ettiler. Ali esirlerden ödeme gelmeyince 2 Ağustos’ta işi bıraktı.

Kut’ül Amare Esirleri Kendi Yemeklerini Yaptılar

O sabah esirler aç kaldı. Öğleden sonra kendilerine biraz yiyecek verildi. Bunun üzerine Binbaşı Kazım Bey her evden bir subayın birkaç emir eriyle birlikte yiyecek satın almak için günlük olarak çarşıya gitmesine izin verdi. Böylece esirler kendi yemeklerini yapmak zorunda kaldı. Emir erleri yemek yapmayı bilmiyordu. Bu da subaylara faydalı bir meşgale oldu. Sandes’in grubundaki subaylar nöbetleşe önce haftalık sonra 15 günlük sonra da aylık olarak yemek pişirmeye başladı. Günlük bir liste vardı ve sonunda haftalık liste sistemi kabul edildi. Yağ tenekesi, çamur ve tuğladan fırınlar yaptılar ve yemek pişirdiler.

Kut’ül Amare Esirleri çarşı alışverişine çıkınca gerçek yiyecek fiyatları açığa çıktı. Ali’nin birçok şeyi gerçek fiyatının üç ya da dört katından fazla ücretle esirlere mal ettiği görüldü. Ali’ye kişi başına günlük 12 kuruş ödeniyordu. Oysaki gerçek maliyetin 6 kuruş olduğu anlaşılmıştı. Bu 6 kuruşla yeterli miktarda et, yumurta, patates ve diğer sebzeler, ekmek ve bazen tereyağı veya bal alınıyordu. Günlük kişi başı 1 sent maliyetle rahatça yaşanıyordu. Ek olarak un, kuru üzüm, incir ve diğer şeyler de satın alınabiliyordu.

İngiliz Esirlere Aylık Ödemesi ve Esir Ambarı

Temmuz 1916 sonunda her subaya, A.B.D Büyükelçiliği tarafından gönderilen 3 lira verildi ve bundan sonra aylık olarak düzenli bir şekilde bu ödemeyi aldılar. Bu rakam 1917’de 5 lira, daha sonra 15 lira oldu. Aylık ödenen 7 lira ile bu 3 lira çoğu zaman tüm sıradan masrafları karşılamak için yeterliydi.

Yukarıdaki evin alt kattaki bir odası ambar yapıldı. Başına da bir yüzbaşı konuldu. Ambarda un, sebze ve diğer gerekli malzemeleri tutuldu. Ambar memuru Ali’den sonra görevi alan başka bir iaşe müteahhidinden malzeme satın alıyordu. Ambar haftanın altı günü belirli saatlerde alıcılarla açılıyordu.

Ambardan sorumlu yüzbaşı un, şeker, buğday ve diğer ekstra şeyleri ev yapımı bir terazi ile tartardı. Her grubun bir hesabı vardı. Bu yüzden nakit ödeme zorunlu değildi. Ödemeler periyodik olarak yapılıyordu. Müteahhit tarafından ekmek, et, yumurta, sebze günlük olarak eve gönderiliyor ve ambara konuluyordu. Üç subay günlük olarak yukarı ve aşağıdaki evin gruplarına göre bu erzakın dağıtımından sorumluydu ve başka bir subay erzakın hesabını tutuyordu. Kağıt, kalem, tütün, sigara, kibrit, şarap gibi şeyler ambardan satın alınabiliyor ve ambar stoklarında olmayan şeyler de çarşıdan sipariş veriliyordu.

8 Eylül 1916 günü, 12 Mayıs 1916’dan sonra ilk defa esirlere Türk Hükumeti tarafından ödeme yapıldı. Türkler, albayların aylık 15 lira, yarbayların 10 lira, binbaşıların 8 lira ve diğer subayların 7 lira alacağını bildirdi. Alt rütbelilere günlük 4-6 kuruş verilecekti. Türkler diğer ülkelerde de benzer rakamlar ödendiğini söylemeyi ihmal etmedi.

Kut’ül Amare Esirlerinin Kış Hazırlığı

Kut’ül Amare Esirleri yaklaşan Noel için önceden kazlar, hindiler ve kümes hayvanları satın almaya başladı. 23 Ekimde İstanbul’daki ABD Elçiliğinden 60 büyük paket geldi ve paketler daha sonra da gelmeye devam etti. Gelen paketlerdeki palto, kalın yelek, pantolon, çorap, fanila gömlek, bot, ayakkabı, şapka, kravat ve diğer şeyler esirlere usulüne uygun dağıtıldı.

Ekim sonunda, sıcak havaların ardından, soğuk ve yağmurlu günler başladı. Yozgat’ın kış zorluklarına dair korkunç söylentiler dolaştı. Binbaşı Kazım Bey esirlere alabildikleri kadar odun almalarını ve stok yapmalarını tavsiye etti. Çoğu zaman belirli sayıda subayı bu işe ayırdılar. Yakacak odun için 276 sterlin harcandı. Yozgat’ın kış ayları için söylenen abartılara bakılınca 1916-1917 kışı son derece ılık geçti. Esirlere kış aylarının çok soğuk geçtiği ve halkın çoğunun şehirden ayrılıp daha sıcak bölgelere gittiği, iki metre kalınlığındaki karın iki üç ay şehirde kaldığı, ayrıca uzun bir süre Yozgat’ın dış dünya ile bağlantısının kesildiği, kış boyunca ekmek hariç hiçbir gıda maddesi ve et bulunamadığı ve 15 Kasımdan sonra odun satın alınamadığı söylenmişti. Doğrusu kutup kışı umarken çok rahat bir kış yaşandı. Yozgat’ın dış dünya ile bağı kopmadığı gibi yiyecek de boldu. Şehirdeki kar bir ayağı geçmemiş ve kimse şehri terk etmemişti. Yıl sonuna kadar odun kolayca satın alınabilmişti.

1917’de tüketime uygun olan ekmek almak giderek daha zor hale geldi. Zamanla ekmek öyle kötü bir hale geldi ki neredeyse yemeye imkan yoktu. Siyah renkli ekmeğin içi saman, kabuk parçaları ve kumla doluydu.

Böyle bir ekmek tüketimi birçok hazım problemine neden oldu. Mideler giderek bu yiyeceklere alıştı. Protestolar, ekmek kalitesinde hafif bir iyileşme getirdi ama sadece somun başına daha yüksek bir fiyat ödendiği zaman. 1917 yazında, ekmek fiyatı 10 kuruş oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr