Kut’ül Amare Esirlerine Yapılan Muamele

11 Kas 17 Genel

Bu yazıdaki tüm bilgiler Kut’ül Amare’de esir düşen İngiliz Binbaşı E.W.C. SANDES’in günlüğünden alınarak derlenmiştir. 

Yozgat’taki esirlerin ilk günlerde temel şikâyeti evde kapalı kalmak idi. Türkler hemen kapılarının önüne muhafızlar yerleştirdi ve hiç kimsenin evden, dışarıdan su almak veya yemek için kıdemli subayların evine gitmek dışında, ayrılmasına izin verilmedi. Daha sonra Albay Harward’ın Binbaşı Kazım Bey’e yaptığı protestolar da bir şey değiştirmedi. Yozgat’taki ilk üç haftalık sürede subay esirler sanki adi mahkummuş gibi evlerde yakın takibat altında tutuldular. Egzersiz yapmak için hiçbir imkan yoktu. Hatta muhafız eşliğinde çarşı pazara gitmek için dahi izin verilmiyordu. Binbaşı Kazım Bey ne herhangi bir itiraza cevap verdi ne de esirleri görmeye geldi.

Kutulamare - Sandes

Kutulamare – Sandes

Birçok subay memleketinden mektup alırdı ve bu mektuplarda Almanların eline değil de Türklere esir düştükleri için tebrik dahi ediliyorlardı. Arkadaşları onlara “Türklerin esirlere centilmen gibi davrandığını” söylemişlerdi. Esir subaylara Türklerin centilmence davranacağı düşünülürken, Yozgat’taki ilk esaret günlerinde iyi yemek ve yatak verilmesi hariç bunu göremediler.

3 Temmuz 1916’da bu muamelenin muhtemelen devam edeceğini gören Albay Harward, Binbaşı Kazım Bey aracılığıyla Harbiye Nazırı Enver Paşa’ya bu durumu protesto eden bir mektup yazdı ama mektup Binbaşı Kazım Bey tarafından iade edildi ve şu sözlü gerekçeler sunuldu. Birinci gerekçe Ramazan ayı olmasıydı. İkincisi ise; İngiliz Kraliyet Donanması’na ait üç İngiliz esir subayın Afyonkarahisar’dan kaçmaya teşebbüs etmesiydi. Yazar bunları saçma bulmuş ve Yozgat gibi bir yerden kaçmanın mümkün olmadığını ve kendilerine yapılan muamelenin aksine Hindistan’daki Türk subay esirleri ile İngiltere’deki Alman subayların durumunun daha iyi olduğunu, Binbaşı Kazım Bey’in Ali ile işbirliği yaptığını ve yiyecek ile malların cari pazar fiyatlarından esirleri bilgisiz bırakmak istediğini iddia etmiştir.

Yozgat’taki İngiliz esirler doğal olarak nerede olduklarını bildirmek ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için yakınlarına yazmak istediler. Lakin yazışma hakkı haftalık sadece dört satırlık bir posta kartı ile sınırlıydı ve bir posta kartı üzerine çok şey yazmak imkansızdı.

3 Temmuzda Onbaşı esirlere acıdı ve iki ev arasındaki dar yolda birkaç saat yürümelerine izin verdi ama Binbaşı Kazım Bey bunu duyduğunda öfkelendi. Onbaşıyı tokatladı ve esirlerin tekrar evlerine dönmeleri emredildi. Bunun ardından Albay Harward İstanbul’daki Amerikan Elçisine durumu anlatan bir mektup yazdı ama Binbaşı Kazım Bey bu mektubu göndermeyi ret etti. Kut’ül Amare Esirleri formda kalmak için evin içinde egzersizler yapmaya ve yukarı aşağı yürümeye başladı ama günler geçtikçe kapalı yerde kalmanın sonucu soluk ve güçsüz hale geldiler. Yine de salgın bir hastalık görülmedi.

Kut’ül Amare Esirlerinin Posta Sorunları

12 Temmuzda İngiliz esirlerin beklediği posta geldi. Sandes’e, farklı tarihlere ait beş diğerlerine de aşağı yukarı aynı sayıda posta kartı gelmişti. Daha sonra mektuplar kış hariç haftada iki kez daha düzenli geldi fakat mektupların ilk varış tarihleri belli değildi. Zaman geçtikçe bir mektubun Yozgat’a varması en az dört hafta sürdü. Sonraları bu süre dört veya daha fazla ay aldı. Bazen altı ay sürdü.

Kut’ül Amare Esirlerinin 1916’da Yozgat’taki günleri boyunca rutin mevzularından biri de, savaşın gidişatı ve erken kurtulma şansı hariç, postadan gelecek paket konusu oldu. Bazı paketler İngiltere’den gönderildikten sonra iki hafta içinde Yozgat’a ulaştı. Bazen bu süre dört ay, altı ay, sekiz ay veya daha fazla oldu. Bazı paketler hiç gelmedi. 1916’da bazı subaylar yirmi-otuz paket aldı. Diğerleri yalnızca dört ya da beş paket alırken bu miktardan daha fazla gönderileri olduğuna inanıyorlardı.

Kut’ül Amare Esirleri Ankara’dan paketlerini getirebilecek extra bir araç için ödeme yapmayı önerdiyseler de bu öneri kabul edilmedi. 16 Temmuz Pazar günü yeni İngiliz esirleri getirildi. Bunlar Sina Çölü’nde Katya denilen mevkide 23 Nisan 1916’daki muharebede Türkler tarafından ele geçirilmişti. Mülazım yeni gelenleri çeşitli odalara yerleştirdi. Sandes’in kaldığı odaya da iki esir eklenince odada beş kişi oldular.

20 Temmuz’da Binbaşı Kazım Bey, esirlere muhafızlar eşliğinde üç grup halinde yürümek için dışarı çıkarılacaklarını ve ilk grubun öğleden sonra çıkarılacağını bildirdi. Çaydan sonra önde ve arkada muhafızlar olduğu halde 30 kişi şehir içinde yürüyüşe çıktı. Büyük cami, sayısız küçük dükkan ve bir saat kulesinin bulunduğu pazar meydanını geçtiler. Taşlı cadde boyunca solda ve Yozgat’ın doğusunda kalan bir erkek okulunu geçinceye kadar yürüdüler. Şehir sakinleri esirleri merakla izledi. Sivas yolu boyunca birkaç yüz yard yürüdüler. Akabinde düz bir arazide birdirbir ve diğer oyunları oynarken Yozgat’ın sakinleri de onları izledi. Gün batımında evlerine döndüler. Diğer subay grubu başka günlerde dışarı çıktı. Bundan sonra yürüyüşler daha sık olmaya başladı. Eylül ayında şehrin güneyinde tepedeki ağaçlık alan ve Ankara veya Kayseri yolu boyunca üç veya dört mil tutan mesafeyi yürüdüler. Bu kez subaylar ve emir erlerine birlikte yürüyüşe çıkmak için izin verildi ve gruplara bölünmediler.

Binbaşı Kazım Bey 12 Ağustosta evlerdeki kalabalığı bir derece azaltmak için harekete geçti. Hastane olarak kullanılan ve kıdemli subayların evine yakın bir evde kalan hastalar tahliye edildi ve beş gün sonra, yirmi sekiz subay ve altı emir eri yeni ayrılan yere taşındı. Böylece odalardaki kalabalık azaldı.

Binbaşı Kazım Bey ve Tercüman

Binbaşı Kazım Bey ve Tercüman

Yozgat’a vardıktan sonra tercüman Moise Türkçeden Fransızcaya çevirdiği ajans telgraflarını esirlere veriyordu. Fakat Binbaşı Kazım  Bey’in kızması üzerine buna son verildi. Yılın sonuna doğru buna tekrar izin verildi.

Kut’ül Amare Esirleri kötü muameleye maruz kaldıklarına inandıklarından dolayı kendilerine daha iyi muamele edilmesi için tarafsız temsilcilerin yapacağı bir soruşturmaya izin verilmesini istediler ama Binbaşı Kazım Bey en küçük şikayet içeren herhangi bir mektubu göndermeyecekti.

İngiliz Esirlerden Kriptolu Kartpostallar

Bazı yaratıcı esirler başka bir yola, kriptolara başvurdu. Örneğin; 3 Ağustos 1916’da Üsteğmen E. H. Jones İngiltere’ye gönderdiği kartpostaldaki kelimelerin baş harfleri okununca ortaya şu mesaj çıkıyordu: “Durum iyi değil. Soruşturma talep ediniz.” Daha sonra Yozgat’a aşağıdaki cevap geldi: “Aşağıdaki paketler gönderilmiştir.” Bu posta kartından, İngiliz Hükümeti’nin esirlerin durumunu soruşturduğu yorumu çıkarıldı. Teğmen Jones tarafından 26 Ekim 1916’da başka bir şifreli yazı İngiltere’ye gönderildi. Baş harflerinden şu mesaj çıkıyordu: “Biz beş kişi karyolanın olmadığı yaş zeminli küçük bir odadayız. Adamlar yoldaki sinekler gibi ölüyor. Çok hasta ve acınacak durumdalar.”  Başka bir subay yazdığı mektuptaki son cümlesinde de “eğer biri İncil’i okursa Yozgat’taki esirlerin durumu hakkında daha abartılı cümleleri içeren bir mesaj bulacaktır” yazıyordu. 21 Ağustosta İngiltere’den Yozgat’a bazı paketler geldi. Kut’ül Amare Esirleri bundan çok memnun oldular.

6 Kasım sabahı hafif don oldu. Kasım ayı kar yağmasa da oldukça soğuk geçti. Odalarda soba yoktu ve esirlerin çoğu hastalandı. Ancak Aralık başında sobalara kavuştular. Kasımda Binbaşı Kazım Bey kırık pencere camı ve benzeri hasarları teftiş için evleri ziyaret etti. Bu olağan dışı idi. Mülazım da hijyen meraklısı kesildi. Bu ani ilginin nedenini sonradan İstanbul’dan bir sağlık müfettişinin esirleri ziyarete geldiğinde anladılar. Müfettiş Jeosit Bey 22 Kasım’da ev ve bahçeleri inceledi. Şikayetleri dinledi, bazı nasihatlerde bulundu ve gitti. Ermeni bir dişçi de esirleri muayene etti.

Kızıl Haç Delegeleri ve Esirlerin Durumu

11 Aralık 1916’da Cenevre Kızıl Haç’ından iki İsviçreli temsilci bir Türk doktor eşliğinde otomobille Yozgat’a geldi ve evleri inceledi. Ziyaretin nedeni öğrenilemedi ama şikayetler sonucunda İngiliz Hükumeti’nin bunu ayarladığını düşündüler. Tüm şikayetler özellikle Kazım Bey’le ilgili olanlar usulüne uygun olarak temsilcilere anlatıldı. İki temsilci geçmişteki kötü muamele hakkında Binbaşı Kazım Bey’le ciddi bir konuşma dışında bir şey yapamayacaklarını, sakıncalı olarak gördükleri her şeyi rapor edeceklerini söylediler. Evin dışında esirlerin resimlerini çektiler ve gittiler. Bu ziyaret esirler lehine Binbaşı Kazım Bey üzerinde çok yararlı bir etki bıraktı.

20 Şubat 1917’de Afyonkarahisar’daki esir kampından kaçan 3 İngiliz subay İstanbul’dan geldi. Bunlar 1916 ilkbaharında kaçtıktan sonra güney Anadolu kıyılarına ulaşmış ve yakalanarak İstanbul’da yargılanmıştı. Savaş ilerledikçe Türkiye’deki İngiliz esirlerine yapılan genel muamelede değişiklikler gözlenmiştir.

Kut'ül Amare Esirlerinin Bir Kısmı (Yozgat)

Kut’ül Amare Esirlerinin Bir Kısmı (Yozgat)

Kut’ül Amare Esiri İngiliz Binbaşı Sandes’e göre, 1916’da esirlere yapılan muamele kötüydü. Tarafsız ülke temsilcilerinin esirleri ziyaretine müsaade edilmiyordu. Şikayetler dikkate alınmıyordu. Esirlere gönderilen giyecek ve yiyecek genellikle çalınıyordu. Hastalar tedavi edilmeden ölüyordu. Ölüler soyulup gruplar halinde atılıyordu. Hiçbir papaza cenaze görevi yaptırılmıyordu. Askerler önemsiz suçlar için, aylarca yürüyemesin diye, falakaya yatırılıyordu. Yavaş yavaş, Türkler Kızıl Haç delegelerine ülkelerini açmak zorunda kalınca mahkumların durumu düzeldi. Posta paketleri gelmeye başladı. Esir İngiliz doktorlar tıbbi malzemeler aldı. Türk muhafızlar esirlere daha ılımlı davranmaya başladı. Bu yüzden 1918’de çoğu İngiliz esiri iyi giyiniyordu, neşeliydi, yeterince yiyecek ve parası vardı. Kut’ül Amare Esirlerinin durumu hakkında çabaları için İstanbul’daki Amerikan ve Hollandalı Elçilikleri temsilcilerine büyük şükran borçluydular.

1917’de Binbaşı Kazım Bey’in yavaş yavaş esirlere karşı tutumu değişti. 28 Temmuz 1917’de ilk defa, esirlere şehrin güney tepesinde çam ağaçları arasında günlük piknik için dışarı çıkma izni verdi. Herkes bu fırsattan yararlandı ve ağaçların altında keyifli saatler geçirdi. Bundan sonra haftada en az bir kez piknik ve belirli yönlerde üç yürüyüş yapıldı. Birçok kişi düzenli olarak hokey oynadı ve düzenlenen turnuvalara şehir halkı da büyük ilgi ile izledi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr