Kut’ül Amare Esirleri Yozgat’ta

09 Kas 17 Genel

Bu yazıdaki tüm bilgiler Kut’ül Amare’de esir düşen İngiliz Binbaşı E.W.C. SANDES’in günlüğünden alınarak derlenmiştir. 

Kut’ül Amare‘de Osmanlı askerlerine teslim olan İngiliz Esirler Yozgat’a varmadan önce gerekli hazırlıkların yapıldığı anlaşılmaktadır. Esirler 30 Haziran 1916’da saat 10.00’da Yozgat’a vardı.

Kut’ül Amare Sonrası İngiliz Esirlerin Tutuldukları Evler

Türkler esirler için iki büyük müstakil ev hazırlamıştı. Kıdemli subaylar alt taraftakini kullanmaya karar verince yüzbaşılar ve teğmenler üst binada toplandı. Odalar seçildi ve iki oda da emir erlerine ayrıldı. Türkler evin giriş kapıları dışına nöbetçiler yerleştirdiler. Su almak için dışarı çıkmak hariç esirlerin evine giriş ve çıkış için izin yoktu. Evlerin kırmızı kiremitli çatıları ve sayısız pencereleri vardı. Taş, moloz ve çamurdan oluşan duvarları çok ince olup yaklaşık 23 cm. idi. Binanın içi ve dışı beyaz badanalı idi. Evler iyice temizlenmiş ve süpürülmüştü. Aslında, evi böyle bir durumda bulmak esirler için iyi bir sürpriz olmuştu. Yukarı evdeki odaları zemin ve ahşap tavanlı idi. Duvarlar içine dolaplar yapılmıştı.

Halil Paşa ve Kut'ül Amare Esirleri

Halil Paşa ve Kut’ül Amare Esirleri

Ermeniler’den Boşalan Evlerde İngiliz Esirler Tutuldu

Önceleri hastane olarak kullanılan ve kıdemli subayların kaldığı binanın yanında büyük bir bahçe vardı. Bu bahçe daha sonra esirlerin egzersiz alanı oldu. Yazarın öğrendiğine göre hali vakti yerinde olan Ermenilere ait olan bu binalara 1914 yılı sonunda el konulmuştu. Çeşitli odaların duvarlarında Hristiyan dinine ait resimler ile küçük nişler vardı. Bu evlerin ahşap tavan ve dolapları özenle yapılmıştı. Tavanın bazı yerleri karmaşık süsleme ile oyulmuştu. Her şey eski sahiplerinin zengin olduğunu ve iyi bir eğitim aldığını gösteriyordu. Evde Ermeniceden Fransızcaya ve Fransızcadan Ermeniceye çeviri içeren çocuklara ait eski alıştırma kitapları bulunmuştu. Bu da evin eski sahiplerinin Ermeni olduğunu göstermekteydi. Özellikle Yozgat’ın birçok yerinde boş evler vardı ve bunlar yıkılmaya yüz tutmuştu. Bu boş evlerin sahiplerinin Ermeniler olduğu söyleniyordu.

Yozgat'ta Esirlerin Tutulduğu Ev

Yozgat’ta Esirlerin Tutulduğu Ev

Kut’ül Amare Esirlerinin Tutulduğu Evler

Mutfakta hiç fırın yoktu. Daha sonra, gazyağı tenekesi ve çamurla kendi fırınlarını yaptılar. Yazarın ilk yerleştiği evde 63 kişi kalıyordu. Yozgat’a gönderilenlerin yaklaşık 100 kişi oldukları göz önüne alınırsa diğer evde de 30-40 kişinin kaldığı anlaşılır.

Yukarıdaki evde esirlerin konforu için yapılan yetersiz düzenlemelerdeki başlıca kusur evde hiçbir mobilyanın olmamasıydı. Kıdemli subayların evindeki odalarında da hiç mobilya yoktu ve yemek salonundaki sandalyeler, masalar, sedirleri iaşe müteahhidi tarafından konmuştu.

Yozgat’ta esirlerden sorumlu Türk Komutan Topçu Binbaşı Kazım Bey idi. Onun emrinde genç bir Mülazım-ı Sani (Üsteğmen), bir yüzbaşı ve bir tercüman vardı. Mülazım katip görevi görüyordu. Kazım Bey yaklaşık 100 İngiliz subayının sorumlusuydu. Yazara göre, Kazım Bey esirlere düşmanca davranıyor ve isteklerini önemsemiyordu. Esirlerle ilişki kurmaktan özenle kaçınıyordu ve ilk birkaç ay esirleri ziyarete dahi gelmemişti. Yazar, Binbaşı Kazım Beyi, eski ekolden, eksik eğitimli, tüm Avrupalılardan nefret eden birisi olarak tanımlamıştır.

Mülazımın az buçuk Fransızcası tercüman yardımı olmadan esirlerin bazı isteklerini anlamaya yardımcı oluyordu. Koyu esmer tenli yüzbaşı hiç Fransızca bilmemekle beraber akıcı İspanyolca konuşuyordu. Moise Eskenaz isimli Yahudi tercüman 20 yaşlarındaydı ve oldukça kısa boyluydu. Çavuş üniforması giyen Moise, iyi derecede Türkçe, Fransızca ve İngilizce konuşması yanında Almancayı da biraz konuşuyordu. Çikolata veya bisküvi ile rüşvet almaktan çekinmezdi.

Mülazımın emrinde muhafız olarak yaklaşık yirmi Türk askeri (posta) vardı ve kıdemli subayların kaldığı evin yanındaki küçük bir evde kalıyorlardı. Zaman geçtikçe Türk muhafızlar daha dostça davrandılar. Onbaşı Ahmet her sabah akşam esirleri odalarında sayardı. Onbaşı ve bir asker odaya girmeden önce kapıyı vurur, iyi akşamlar ve iyi geceler deyip sayımı yapardı. Genellikle her ikisi de nezaket içinde sabahleyin de iyi geceler derdi ama daha sonra doğru kelimeleri öğrendiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr