Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi

Mahmut Şevket Paşa’nın sadrazamlığı döneminde (Ocak-Mayıs 1913) müttefik arayışında bulunan Osmanlı idarecileri gelecekte İngiltere’nin yanında yer almayı düşünmüşler bu amaca hizmet eder düşüncesiyle Basra Körfezinin batı kesiminde küçük bir takım üsler İngiltere’ye verilmiştir.

Hindistan yolunu emniyete almak, diğer yandan petrol bölgesine yönelik yakın gelecekte yapılması muhtemel harekatta ordularını desteklemek isteyen İngilizler, Bahreyn, Katar ve Kuveyt’te konuşlandıkları arazide aşiret reisi şeyhlerle yakın ilişkiler kurarak her geçen gün daha fazla yığınak yaparak silah, teçhizat ve personel yönünden bölgedeki kuvvetlerini artırdılar.

O sırada Musul valisi bulunan Süleyman Nazif Bey, Basra’da bulunan Irak ve Havalisi Komutanı Cavit Paşa’ya 4 Ağustos 1914’te gönderdiği bir yazıda, özellikle Basra Körfezi’ndeki aşiret reislerine güvenilemeyeceğini hatırlattıktan sonra, İngilizlerin yanında yer alan bu şeyhlerde ne din gayreti ne de milliyet haysiyeti bulunmadığını ifade ederek uyanık davranmasını öğütlüyordu.

İngilizlerin Büyük Oyunu

Orta Doğu’nun petrol zenginliklerine sahip olmak, üzerinde güneş batmayan İngiliz İmparatorluğunun egemenlik sahasını daha da genişletmek düşüncesinde olanların planlayıp hazırladıkları kurtlar sofrası kurulduktan sonra “Büyük Oyun” böylece sahneye konuldu.

İngiltere’nin Irak’ı işgale yönelik girişimlerini yakından takip eden Hindistan Politik Sekreteri Sir Percy Cox 8 Ekim 1914 tarihinde Bombay’dan Londra’ya gönderdiği raporunda; “Bugün Bahreyn sevkiyatı başladı. Bana göre İran körfezine asker göndermek ve Türkiye ile savaşmak asla lehte bir olay değildir… Bana göre bizim aleyhimize bir durum ortaya çıkacaktır. Şattü’l-Arap’ta zayıf duruma düşeceğiz, yerel güçler bize düşmanca tavır alacaktır.” diyordu.

Irak Cephesinde İlk Sıcak Çatışmalar

Bütün bunlara rağmen, İngiliz hükumeti kararından vazgeçmemişti. İngiliz öncü birlikleri 3 Kasım 1914 günü Fav açıklarına geldiler, buradaki hudut taburu gelişmeleri 38. Tümen Komutanlığına bildirdi. 6 Kasım günü çıkarılan İngiliz öncüleriyle Türk ordusuna bağlı hudut birlikleri arasında ilk sıcak çatışma karşılıklı top ve tüfek atışlarıyla başlatılmıştır. 16. İngiliz Tugayı, 8-10 Kasım 1914 tarihleri arasında gemilerle Şattü’l-Arap’a girerek kuvvetinin büyük kısmını Abadan’ın güney kıyılarına çıkarmıştı. Basra’yı savunmak isteyen Türk kuvvetleri ise, İngiliz birliklerinin ve özellikle nehir filosunun üstün ateş gücü karşısında ağır zayiat vererek kuzeye doğru çekilmişlerdi.

Kuvvet kaybından doğan hassasiyet nedeniyle, Irak ve Havalisi Genel Komutanı Cavit Paşa, mevcut kuvvetlerle daha iyi koşullarda muharebe edebilmek maksadıyla, Basra’yı savunmaktan vazgeçip elindeki çok zayıf Türk kuvvetleriyle taktik geri çekilme planını uygulamaya koyarak Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği Kurna bölgesine geri çekilmiştir. Cavit Paşa, bu sırada İngilizleri Basra’ya davet eden kimi Arap aşiretlerini Bağdat’taki üst komutanlığa şikayet etmiş, mücadeleyi sürdürebilmesi için kendisine takviye kuvvet gönderilmesini istemişti. Bu talebi olumlu karşılanmış bir alay ile bir makineli tüfek bölüğü gönderileceği bildirilmiş, ancak talep edilen kuvvetler zamanında bölgeye ulaştırılamamıştı. Ayrıca Başkomutan Vekili Enver Paşa tarafından yerli halktan yararlanmak amacıyla Hicaz’da İbn-i Suud ile İbnurreşid’e hediyeler gönderilmişse de bundan bir sonuç alınamamış, bu sırada ikili oynayan Arap aşiret reisleri İngilizlerin yanında yer almayı uygun bulmuşlardı.

Talep ettiği takviye birliklerin gelmemesi üzerine daha fazla kayıp vermek istemeyen Cavit Paşa, 20 Kasımda Basra’dan kuzeye çekilmek zorunda kalmıştır. Bu fırsatı değerlendiren İngiliz ordusu, 23 Kasım 1914’te Basra’yı işgal etmiş, hepsi olmasa da bölgedeki kimi Arap aşiretleri şehre giren İngiliz askerlerini sevinç gösterileriyle karşılamışlardı. İngilizler Basra’ya girdikten sonra yerel halka hitaben yayımladıkları bildiride şunları yazmışlardır: “Bilirsiniz ki İngiltere’nin öteden beri dünyadaki bütün öbür devletlerden ve hatta Türkiye’den çok, milyonlarca Müslüman uyruğu vardır.

İngiltere, Türkiye’ye dostluk göstermiş ve bir kaç ay önce savaş çıkınca ona yansız kalması öğüdünde bulunmuştur… Ancak Almanlarca yanlış yola sürüklenen Türkiye öğütlerimizi dinlemedi ve arada savaş çıktı. Şimdi İngiltere hükûmeti Basra’yı ele geçirdi. Osmanlı ile savaş durumu varsa da halka karşı düşmanlığımız ve kötü niyetimiz yoktur. Halka dost ve komşu olduğumuzu ispat etmeyi umuyoruz. Artık bölgede Türk yönetiminden eser kalmamış; İngiliz yönetimi kurulmuştur. Onun altında hem din, hem de dünya işleriniz de hürriyet ve adaletten faydalanacaksınız.”

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 1

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 2

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 3

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 4

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 5

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 6

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi Son

“Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi” için 7 cevap

  1. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

  2. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

  3. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

  4. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

  5. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

  6. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

  7. […] # Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi […]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr