Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 3

İngiltere’nin büyük ümitler bağladığı Irak Seferi, Hindistan’daki İngiliz karargahı tarafından yönetilip yönlendirilmekteydi. Irak’taki İngiliz seferî kuvvetlerinde görevli General Barret sağlık nedeniyle Nisan 1915’te görevden ayrılmıştır.

Öteden beri Irak’ta kendisine bir görev verilmesini arzulayan General Sir Charles Vere Ferrers Townshend bu sırada Irak’taki 6. Tümen Komutanlığına atanmıştır. Londra’daki İngiliz yönetimi ve askerî erkânı Irak konusunda temkinli hareket ederken, Hindistan’daki İngiliz karargahı o kadar da temkinli değildi. Aslında İngiliz yetkililer, Türkler karşısında Çanakkale deniz savaşında düştükleri kötü duruma Irak Cephesinde de düşmek istemiyorlardı. Bu bakımdan endişeli, bu yüzden temkinliydiler. O sırada Hindistan Pencap’ta Ravalpindi tümen komutanı bulunan Tümgeneral Charles Townshend 18-19 Nisan 1915 gecesi yola çıkarak Karaçi üzerinden Hind Buharlı Gemicilik Şirketinin Dwarka adlı vapuruyla hareket edip beş günlük yolculuktan sonra Basra’ya ulaşmıştır. 23 Nisan 1915 sabahı günün ilk ışıklarıyla Fav’a, öğlene doğru da Şattü’l-Arab’ın denize döküldüğü yerden yaklaşık 100 km. kuzeyde bulunan Basra’ya gelip görevi devralmıştır.

Bağdat’a 19 Mayıs 1915’te ulaşan yeni Irak ve Havalisi Genel Komutanı Albay Nurettin ilk iş olarak Kurna kuzeyi ile Nasıriye istikametinde çekilen birlikleri tertipleyerek burada bir savunma hattı oluşturmaya gayret etmiştir. Ancak Şuayyibe Muharebesinde yaşanan bu ağır yenilginin yarattığı psikolojik baskıya boyun eğen Türk birliklerinin düzensizliği İngilizlerin Dicle ve Fırat cephesinde ilerleyebilmeleri için çok elverişli bir ortam yaratmıştır.

İngilizlerin Kut’ül Amare’yi İşgal Etmeleri

Muharebeden sonra dağınık bir şekilde Nasıriye istikametinde çekilen Türk Kuvvetlerine karşı hazırlıklarını tamamlayan İngilizler; General Townshend komutasındaki 6. Piyade Tümenleri ile 31 Mayıs 1915’te Kurna’nın kuzey istikametinde taarruza geçince burada İkinci Rot muharebesi yapıldı; ancak Türk birlikleri üstün İngiliz kuvvetleri karşısında tutunamadılar. Bu muharebede Arap aşiretlerinin olumsuz tavırları da eklenince Türk birlikleri bölgeden çekilmek zorunda kalmıştır. Nitekim bu sırada Ammare Komutanı ve Mutasarrıfı aralarında konuşarak İngilizlere teslim olmaya karar vermişler, bunun üzerine İngilizler 03 Haziran 1915’de Ammare’yi işgal etmişlerdir.

İngiliz birlikleri bu bölgedeki ilerlemelerine bağlı olarak 12. Piyade Tümeni ile Fırat cephesinde 13 Temmuz 1915’te taarruza başlayarak Nasıriye’yi ele geçirdiler. Türk Kuvvetleri ise bu taarruzlar karşısında tutunamayarak Kutü’l-Amare bölgesine çekilerek bu bölgede savunmak için tahkimat faaliyetlerine başladılar. Nasıriye’de savaşı hakkında Osmanlı Mebusan Meclisinde Divaniye mebusu Mehmet Tevfik tarafından konu hakkında izahat verilirken, Müntefik aşiretinin ve Uceymi Sadun Paşa’nın Türklerin yanında yer aldığı ve pek çok kayıplar verdiği ifade edilmiştir.

Bu sırada bir kısım Arap aşiretlerinin ihanetine engel olmak üzere Irak ve Havalisi Komutanlığı sert tedbirlere başvurmuş; Basra’nın İngilizlerce işgaline içten destek verdikleri, ayrıca Basra kumandanı Ferid ile Müntefik mutasarrıfı Bedir Nuri’nin öldürülmesine sebep oldukları gerekçesiyle yargılanan Basralı Seyit Talip ile Sait Efendi 45 yıl kürek cezasına çarptırılmıştır. İngilizlerle iş birliği yapanlara engel olmak amacıyla gerçekleştirilen bu tahkikat ve yargılamaların amacı bölgedeki Arap aşiretlerine gözdağı vermek içindi.

Kut’ül Amare’de Açlık, Kıtlık ve Salgın Hastalıklar

Irak cephesinde muharebeler olanca şiddetiyle devam ederken, savaşın yarattığı olumsuz etkilere açlık, kıtlık ve salgın hastalıklar da eklenmişti. Irak havalisinden Dahiliye Nezaretine gönderilen telgraflarda aylardır süren kolera, veba ve tifüs hastalığından pek çok insanın öldüğü; halkın temizliğe dikkat etmediğinden ölü sayısının her geçen gün arttığı bildirilmiştir.

Sıhhiye Nezaretine bağlı doktorlar tarafından ölümlerle ilgili tıbbî teşhiste bulunma girişimlerine ailelerin izin vermedikleri ifade edilmektedir. Dahiliye Nezareti, ölümlerin gizlenmemesi gerektiğini mülki amirlere ihtar ederken, Sıhhiye Nezaretince tedbir alınmazsa daha da geniş alanlara hastalıkların yayılma ihtimalini dile getirilmiştir. Irak cephesinde yer alan iki nehrin arasındaki geniş bataklıklar özellikle sıtma hastalığı, kirli sular da koleranın tetikleyicisi olmuştur. Gıdasızlıktan dolayı zayıf düşmüş olan yöre halkı kadar askerler arasında bu hastalıkların yaygın olduğu bir gerçektir. Dönemle ilgili belgelere bakıldığında 1914-1918 yıllarında hasta olup tedavi amaçlı olarak hastaneye gelen 218.826 askerin 34.133’ü; yaralandıktan sonra tedavi edilmek üzere gelen 41.897 askerin 2.926’ı hayatını kaybetmiştir. Osmanlı ordusuna ait hastane kayıtlarına göre hastalıktan ölenlerin sayısı 330.796 kişi iken salgın hastalıklardan dolayı kaybedilenlerin sayısı ise 388.000 kişi olarak verilmektedir.

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 1

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 2

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 4

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 5

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi 6

Kutü’l Amare Kuşatmasından Önce Irak Cephesi Son

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr