Kut Kuşatması – Kut’ül Amare

Kut Kuşatması Başladı

Aralık 1915’in ilk haftasından itibaren başlayan Kut kuşatması yaklaşık beş  ay devam etmişti. Yaklaşık iki aylık erzak stoku bulunan General Townshend’a, çevredeki  İngiliz birliklerinden beklediği yardım bir türlü ulaşamamıştı. Kış aylarında hava şartlarının kötü olması, Dicle nehrindeki taşkınlar ve sel baskınları  İngiliz ordusunun direncini iyice azaltmıştı. Birçok kere tekrarlanan huruç harekâtı büyük kayıplarla neticelenmişti.

Kut’ta İngilizler Kırıldı

Türk tarafında ise Nureddin Bey’in planını devam ettiren Halil Bey’in çevreden gelecek yardımları engellemeye yönelik kuşatma stratejisi sonuç vermeye başlamıştı. Kut  şehrinde sıkışmış  Townshend’a yardıma gelen General Aylmer komutasındaki İngiliz birlikleri ile Türkler arasında en şiddetli muharebeler Felâhiye’de yaşanmıştı. Ancak bu saldırılar her defasında püskürtülmüştü. Mart 1916’dan itibaren yardım umutları tükenen  İngiliz ordusunun komutanı General Townshend, askerlere dağıtılan günlük iaşe miktarını azaltsa da  açlık tehlikesi baş  göstermişti. Yeterli beslenemediği için direnci azalan askerlerde çeşitli psikolojik ve salgın hastalık vakaları meydana gelmişti.

Kut'ül Amare Zaferi

Kut’ül Amare Zaferi

Her gün ölüm oranı yükseliyordu. Özellikle ordunun yarıdan fazlasını oluşturan Hintli askerlerin durumu daha kötüydü. Bu askerler bir yandan Osmanlı propagandasına maruz kalıyor bir yandan da kendi komutanları tarafından at ve katır eti yemeye zorlanıyordu. General Townshend, askerlerini beslemek için süvari birliğinin atlarını ve nakliye hizmetlerine ait hayvanları kestirerek askerlere dağıtmıştı.

Hintli askerlerin tepkilerini azaltmak için de Hindistan sömürge yönetimi vasıtasıyla Hintli askerlerin savaşta at ve katır eti yemesi için dini otoritelerden izin alınmıştı.

Halil Bey Komutaya Atandı

Bu arada Nisan ayı içerisinde Osmanlı komuta kademesinde önemli bir gelişme yaşanmıştı. Tifüse yakalanan 6. Ordu komutanı 72 yaşındaki Goltz Paşa 18‐19 Nisan 1916 gecesi Bağdat’ta vefat etmiş, yerine ise vekâleten Halil Bey atanmıştı.

Doğrudan yardım ve erzak ulaştıramayan çevredeki İngiliz birlikleri, General Townshend’ın ısrarlı yardım çağrıları karşısında, yeni bir çare olarak uçaklar ile havadan ikmal yapmaya çalışmışlardı. Havadan ikmal denemelerini oluşturan bu faaliyetler genelde tam isabetli olmamıştı. Hatta 16 Nisan’da başlayan bu ikmal teşebbüslerinde erzak çuvallarının Türk tarafına düştüğü  İngiliz hatıralarında da geçmektedir.

Düşürülen İngiliz Uçakları

Bu arada Türkler tarafından birkaç İngiliz uçağı düşürülmüştü. Türk tarafının ateşine maruz kalan İngiliz pilotlar daha yüksekten uçmuşlar ancak bu sefer de rüzgarın etkisiyle yere bıraktıkları un çuvalları ve diğer erzaklar çoğu zaman karşı tarafa düşmüştü. Irak Cephesi’nde kuşatmaya bizzat katılan yedek subay Abidin Efendi, 16 Nisan 1916 tarihli günlüğünde İngiliz tayyaresinin sabahtan akşama kadar erzak ve un taşıdığını ifade etmiş, bir tayyarenin üç çuval taşıyabildiğini bunlardan da ikisinin Türk tarafına düştüğünü kaydetmişti.

İsmail Hakkı Efendi ise bazı un çuvallarının tahkimat bölgesine yani tarafsız bölgeye düştüğünü bu torbaların  İngilizler tarafından alınmaması için durmadan ateş açtıklarını ifade etmişti. Yine tayyareden atılan un çuvallarından ikisinin, 103. Alay, 3.Tabur’un siperlerine düştüğünü ve tabur efradı beyaz halis undan ekmek yaparak afiyetle yediklerini de, Kolordu Komutanı Albay Ali  İhsan hatıralarında bahsetmişti.

Türk tarafının tüm engellemelerine rağmen Kraliyet Hava ve Deniz gücüne ait uçaklar tarafından 16‐29 Nisan tarihleri arasında içerisinde erzak, ilaç ve balık ağlarını içeren 8 ton kadar malzeme muhasara altındaki İngiliz birliklerine ulaştırılmıştı. Bu sınırlı ikmal kuşatmanın gidişatını değiştirmemişti ancak gelebileceğine dair umutların var olmasına katkı sağlamıştı. Bu arada İngilizlerin çektiği açlık ve sefalet hali karikatürlere de yansımıştı. Örneğin Servet‐i Fünûn dergisinin Alman mizah basınından iktibas ettiği aşağıdaki karikatürde General Townshend açlıktan “zayıf ve bîtâb” düşmüş şeklinde tasvir edilirken askerleri de “bir farenin peşinde”  şeklinde gösterilmişti.

Servet-i Fünun Karikatürü: General Townshend

Servet-i Fünun Karikatürü: General Townshend

Hava ikmal denemeleri devam ederken  İngiliz yardım kuvvetleri son bir yardım umudu olarak 24‐25 Nisan tarihlerinde Dicle filosunda yer alan en hızlı ulaştırma gemisi Julnar ile muhasara altındaki birliklere yardım ulaştırmayı planlamışlardı. Ancak bu plan da başarılı olamadı ve 270 tonluk erzak yüklü gemi Türkler tarafından personeli ile birlikte ele geçirilmişti.

Kut’taki Çaresizlik İngiliz Parlamentosunda

Nisan ayında  İngiliz kuvvetleri Kut’ta kuşatma altındaki birliklerini kurtarmak için dört kez saldırı yapmıştı. Bu saldırılarda Osmanlı tarafı 9 bin zayiat verirken İngilizlerin kaybı 20 bine çıkmıştı. Nihayet hatıratında “elinde dayanacak bir peksimet bile kalmadığını” ifade eden General Townshend’ın teslim olmaktan başka çaresi kalmamıştı. Ancak bunun hemen öncesinde Tesvîr‐i Efkâr gazetesinin 24 Nisan 1916 tarihli nüshasında Kut’taki kuşatmadan dolayı  İngiliz basınında ve parlamentoda hükumete yönelik ciddi eleştirilerin olduğu dile getirilmişti.

İngiliz basını ve milletvekilleri hükumetten küçümsedikleri Türklere karşı “ …koca İngiltere’nin, o bitmez tükenmez vesaiti, binihaye silahları, topları, tüfekleri ile neden bu kadar âciz ve nâçar kaldığını” soruyorlardı. Nitekim Sömürge Bakanı Chamberlain yaptığı açıklamada Irak’taki başarısızlığın müsebbibinin eski Irak Başkumandanı General John Nixon olduğunu beyan etmişti. Ayrıca yardıma gönderilen kuvvetlerin başarısızlığı nedeniyle Kutü’l Amare’nin düşmesinin beklendiği de tahmin ediliyordu.

Kut’ül Amare’de Rüşvet Teklifi

Nihayet Halil Bey’le gerçekleşen birkaç görüşme sonunda koşulsuz olarak Kut kasabasındaki tüm İngiliz birlikleri 29 Nisan 1916 tarihinde teslim olmuşlardı. Böylece Britanya tarihinde 1781 Yorktown bozgunundan beri ilk kez bu kadar yüksek miktarda bir birlik teslim olmuştu. Bu arada  İngilizler esaretten kurtulmak için para teklifinde bulunmuşlarsa da bu tekliflerin hiçbirisi kabul edilmemişti.

Halil Paşa, Irak Valisi ve 6. Ordu Kumandan Vekili sıfatıyla 29 Nisan 1916 tarihinde Dâhiliye Nezareti’ne gönderdiği telgrafta beşi general olmak üzere beş yüz subay ve on üç bin İngiliz askerini esir aldığını bildirmişti.

Osmanlı Ordusu Kut’ta

Kut kasabasını 3. Piyade Alayı teslim almıştı. Albay Nazmi (Solak) komutasında ve bandonun çaldığı marşlar eşliğinde  şehre giren Osmanlı askerleri şehirde güvenlik tedbirleri aldıktan sonra İngiliz askerlerinin tahliye ve esir alma işlemleri gerçekleştirilmişti. Günlerdir aç kalan İngiliz askerlerine ilk planda yiyecek, içecek ve sigaranın yanı sıra Hintli askerlere ayrıca koyun eti ikram edilmişti.

General Townshend başta olma üzere diğer komuta kademesi ve subayların teslim alınması ile ilgili bizzat Halil Bey de işlemlere nezaret etmişti. Generalin kılıç ve silahı kendisine iade edilip esir değil Osmanlı Devletinde padişahın misafiri olduğu ifade edilmişti. Nitekim bu sözde kalmayarak üç yıl boyunca kendisine rahat bir esaret hayatı yaşatılacaktı ve General Townshend da hatırlarında Türklere olan minnettarlığını ifade edecekti. Generalin özellikle İstanbul hayatı son derece renkli ve ilginçtir. Kuşatma boyunca yanından ayrılmayan ve kendisine çok sadık köpeği “spot”u da memleketine gönderilmesi için Halil Paşa’dan ricada bulunmuş  bu isteği de geri çevrilmeyerek General Townshend’ın köpeği İngiltere’ye gönderilmişti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr