I. Dünya Savaşında Bir Osmanlı Neferi

Bartınlı Hâmid Efendi 1880’lerde doğdu. Muhtemelen Rüştiye’de okudu. Bir süre esnaflık etti. I. Dünya Savaşı’nın başladığı günlerde -yaşı otuzu geçmişken- silâh altına alınarak İstanbul’a gönderildi. İyi okur yazarlığı nedeniyle ilk günden, bölük emini ve yazıcısı oldu.

Bir seferberlik çılgınlığı içinde sayıları milyona yaklaşan Osmanlı askerlerinden biri olarak cepheden cepheye giderken gördüklerini ve izlediklerini kısa notlarla yazmak gibi yararlı bir tutkuyu, “929 gün” (iki yıl,altı ay, onaltı gün) sürdürdü. Böylece ilginç bir “Savaş Günlüğü” hazırladı. Bunu, Hindistan’daki tutsaklık anıları ile zenginleştirdi. Sonra yurduna ve memleketi olan Bartın’a döndü. 1936’da öldü.

57. Fırka 7. Alay 3. Tabur Mekkâre (yük hayvanı) Bölüğü Yazıcısı ve Bölük Emini Hâmid Efendi, Dünya Savaşı’ndan önce de askerlik yapmış, anlatılanlara bakılırsa kısa ömrünün ondört yılını cephelerde ve tutsak kamplarında geçirmişti. Bu uzun serencâmı kaleme alırken okuduğu eski kitapların dilini ve üslûbunu taklit etti. Bu anlatım kusuruna ve kısıtlı istihbarat olanaklarına karşın, bıraktığı defter; sorumlulukları ölçüsünde yanlılıkları da kuşkusuz olan komutanların anılarına oranla yalınlığı ve iç­ tenliği ile tarihimizin çarpıcı bir belgesi sayılabilecek değerdedir. Dahası, İslâmcı ve cihâdcı bir yaklaşımla günlüğünü işlerken XX. yüzyıl başındaki uluslararası ilişkilerden, Osmanlı Devleti’ni oyuncak edinen hırs ve hayal politikasından, Irak’ta asıl ne için savaşıldığından habersizdi. İyi ki de habersizdi. Bu sayede koşullanmadan canlı bir kamera gibi, olayları ve kişileri görebildiğince saptadı.

Özellikle de Kût’ül-amare’de odaklanan, İngilizlerin petrol yataklarını ele geçirmek, Osmanlıların da Bağdad ve Basra gibi kutsal yerleri bırakmamak için sürdürdükleri Irak Cephesi Savaşlarını -tâbir câizse- görüntüledi.

Hâmid Efendi’nin “ 17 Ağustos 330’da (29.8.1914) Bartın’dan yola çı­kıp İstanbul’da Beykoz Akbaba’daki Ahmed Midhat Efendi’nin (ünlü yazar) çiftliğinde bulunan 7. Alay’a katılmasından” birkaç ay sonra Birinci Dünya Savaşı başlamış; 57. Fırka’nın bütün birlikleri 29 Aralık 1914’ten itibaren trenle Doğu’ya sevkedilmiştir.

Günlüğün ilk sayfaları bu yolculuğu anlatır: Toprakkale İstasyonu’ndan sonra Gâvur Dağı’nı aş­mak için yedi gün yol yürünür. Reco’da tekrar trene binilerek 14 Ocak 1915’te Halep’e varılır. 24 Ocak’ta Akçakale’ye, oradan Urfa’ya, 2 Şubat günü de Viranşehir’e ulaşılır. “ Osmanlı Hükûmeti’ne isyan eden İbrahim Paşa’nın (Millî İbrahim) payitahtı olan Viranşehir, beş bin hâne olup ümeraları (beyleri) ise sabıkan (daha önce) isyan eden merhum İbrahim Paşa’nın damadı İbrahim Bey’dir. Bu İbrahim Bey, Fırka’yı dört gün dört gece dâvet ve ziyafetle ağırlar. Yedirdiği taam (yemek) koyun eti, pirinç pilâvı, zerde ve baklavadır.” Konaklama süreleri ile birlikte elli günlük bir yürüyüşten sonra 24 Mart 1915’te Revandiz geçilerek “Acem Toprağı” na girilir. Fırka Kumandanı askeri toplayarak “Evlatlarım, işte bugün bastığınız toprak Acem toprağıdır. Şimdiye kadar ecdadımızdan Dokuzuncu Padişahımız Yavuz Sultan Selim Hazretleri, Asakir-i Osmaniye ile Acem Mülkü’ne hücum eylediğinde işte bu yoldan yürüdü!” der. Fırka’nın selâmeti için sığırlar, koyunlar kurban ettirir.

17 Nisan’da Rumiye kentine gelinir. 28 Nisan’da ise Dilman yakınlarında Ruslarla ilk savaşa tutuşulur ve 7. Alay ilk şehitlerini verir. Üç gün sonraki büyük savaşta ise 3700 kişinin şehit olması ya da yaralanması, herkesi korkuya düşürür. Fırka Şargöl’e çekilir. Burada tahkimat yapı­mına girişilir. Alman emir gereği 11 Mayıs 1915’te uzun sürecek yeni bir yürüyüş başlar. Açlığın ve salgınların yanısıra düşman takibi de ikmâl ve istirahat olanaklarını kısıtlar. Başkale yakınlarında ise ablukaya düşülür. Gün gün şehit sayıları artmaktadır. Ağızlara tek lokma konmaksızın geçirilen beş günden sonra, 7 Haziran’da Siirt’e gelinebilinir. Dicle geçilirken iki yüzden fazla asker boğulur. Artçı bölükleri de çeteler vurmaktadır.

Halil Kut Paşa

Halil Kut Paşa

Halil [Kut] Paşa (6. Ordu ve Irak Cephesi Komutanı) öç duygusu ve çaresizlik içinde kimi köyleri yaktırır. 20 Haziran’da perişan birlikler Bitlis’e dökülür. Burada fazla kalınamayarak o ayın 25’inde Ahlat’a geçilir. Fakat “bahçeleri meyve dolu Ahlat” bomboştur. “Eli ayağı tutan insanlar kaç­mış, Ermeniler İslâmları tepelemiş, İslâmlar Ermenileri tepelemiş, hiç kimseler yoktur. Kediler miruk miruk ederler ve leşlerin her birisi şişmiş ve kokmuştur.”

Üç gün sonra Ruslarla savaş başlar. Çatışmalar 15 Ağustos’a kadar, yüzlerce şehit verilerek sürdürülür. Erzurum’dan hareket eden 7. Alay, 15 Eylül’de Hasankale üzerinden güneye yönelir. Hınıs-Muş-Bitlis-Siirt yolu ile Ekim ayı sonunda Cizre’ye, 6 Kasım’da Musul’a, 13 Kasım’da Samerrâ’ya, ertesi gün de trenle Bağdat’a ulaşılır.

22 Kasım günü İngiliz sömürge askerleriyle savaşılır. 27 Kasım’da Selmanpâk’e girilir. 30 Kasım’da Fırka Komutanı Mehmed Ali Bey şehit olur. Halil Paşa, onun için Bağdat’da görkemli bir cenaze töreni düzenletir. Aralık günü düşmanın peşine düşen Fırka, öteki tümenlerle birlikte 4 Aralık 1915’te Kût’ül-amare’yi kuşatır. Artık aylarca sürecek topçu savaşları başlamak üzeredir. 6. Ordu’nun bir kısım birlikleri de Felâhiye’ye sevkedilerek İngilizlerin Basra üzerinden, Kût’ül-amare’ye kapanan General Tovvnshend’e yardım ulaştırma girişimleri durdurulur.

Hâmid Efendi’nin günlüğü özellikle bu evre için önemlidir:

» Hamid Efendi’nin Kut’ül Amare Anıları 1. Bölüm

» Hamid Efendi’nin Kut’ül Amare Anıları 2. Bölüm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr