Dağıstani Mehmed Fazıl Paşa’nın Ölümü

Orgeneral Dağıstani Mehmed Fazıl Paşa, Kut’ül Amare önünde şehit oldu. Herkesin tanıdığı, herkesin sevdiği ve hürmet ettiği bir adam. Yumuşak huylu ve her cana yakın gelen bir isim daha şehadete yürüdü.

Mehmed Fazıl Paşa hayat mücadelesine akrabasından büyük Şeyh Şamil’in emrinde dahil olurken henüz yedi yaşında idi. Hırs ile Kafkasya’ya elli sene boyunca durmadan yağan Moskof güllelerinin son taneleri, bu cömert Kafkasyalının beşiği etrafına düşmüştü. Irak’ta orduya atılan İngiliz mermileri de göğsü ve tabutu üstünde patladı. Yeryüzünde o muazzam başlangıca bundan daha layık bir muhteşem son olamazdı.

Dağıstani Mehmed Fazıl Paşa

Dağıstani Mehmed Fazıl Paşa

Bulunduğu dönemde dünyanın en yetenekli süvarisi ve silahşörü olduğu tartışmasız olan Mehmed Fazıl Paşa, biri masum, diğeri dost, iki binek taşı ayırmıştı: Beşiğinden binici olduğu güzel atlardan tabutunun üstünde indi!…

Yedi yaşında aramaya başladığı şehadeti nihayet yetmiş yaşında ve en şerefli bir mücadele sahnesinde buldu. Mübarek mezarı önünde hepimiz saygı ile eğilmeliyiz!…

Mehmed Fazıl Paşa’nın namını pek genç yaşımdan beri işitirdim. Özünü ve ahlakını bilenler, bu asil Dağıstanlıyı mertliği ve kahramanlığı ile överlerdi. Şahsını savaş ilanından az önce tanıdım. Bağdat’dan Kafkas savaşına giderken Musul’dan geçmiş ve bir kaç gün kalmıştı. Bir dönem Bağdat’da aylarca beraber bulunduk. Uzun boyundan, geniş göğsünden, iri çehresinden, ak ve seyrek sakalından görünen heybeti, daima merhametli bakan gözleri, o metin ve hayırlı kişinin içinde hassas ve köle bir ruhun gizlendiğini haber verirdi.

Büyük ve tek parça bir mermer heykel üstüne konmuş bir arslan başı düşünün: İşte Mehmed Fazıl Paşa‘nın, dururken aldığı şekil buna benzer!.. Fakat o iyi edici ganimet nazarların sürekli konuşmaya meyletmesi, ailesinin muazzam reisi ve hissiyat ve harekatının yol göstereni, düzenleyeni, piri Şeyh Şamil ile şeyhin neslinden asilzade Gazi Mehmed Paşa’ya -ki Mehmed Fazıl Paşa’ya enişte olarak da bir akrabalığı vardı- ulaşınca o hayırsever bakışlı mavi gözleri birden bire kızarır ve ağlar, ağlardı. Dağlarına Rusların elli sene ateş ve ölüm yağdırdığı Kafkasya’nın acısını düşünen Mehmed Fazıl Paşa’nın gözleri altmış sene yaşlar akıttı.

O daima Kafkasya’yı söylemekle hoşnuttu ve öyle zannederim ki bununla avunuyordu. Şeyh Şamil’le beraber nasıl savaştıklarını ve yine birlikte esir düşerek esarette nasıl yaşadıklarını anlattığı zaman, sade ve basit sözlerden oluşan ifadesi o kadar samimi ve canlı bir hal alırdı ki adeta o olayı ve manzarayı kendi gözlerimle görür ve o savaş seslerini kendi kulaklarımla işitir gibi olurdum. Kafkasya’nın birgün mutlaka tekrar bizim olacağından emindi. Çünkü itimat ettiği Şeyh Şamil hazretleri bu kanaatle yaşamış, bu inanç ile savaşmış ve bu iman ile ölmüştü!

Mehmed Fazıl Paşa derdi ki:

— Biz Rusya’da iken bir gün Şeyh Şamil, çocuklarını ve ailesini huzuruna çağırdı. Ve Kafkasya’yı Ruslardan geri almak için her fırsattan istifade etmemizi ve son ferdimiz kalıncaya kadar hepimizin çalışmamızı bize vasiyet suretinde tavsiye ettikten sonra, “Kafkasya Osmanlı padişahınındır. Moskoflardan kurtarır kurtarmaz, mülkü sahibine teslim ediniz ve siz de memalik-i şahanenin başka taraflarında nasibinizi arayınız. Kafkasya’da kalırsanız belki içinizden veya evladınızdan biri şeytana uyarak, halife-i İslamı dil-gîr edecek veya şübheye düşürecek bir hareketde bulunur.” dedi.

Mehmed Fazıl Paşa’nın nazarında Kafkasya, üstünde Şeyh Şamil’in oturduğu ve idare ettiği bir tahttı. Onun üstünde İslam halifesi, onun üstünde de Allah’ı görürdü.

Şeyhinin ruhu, bu müridinin muazzam akıbetinden elbette razı, İslam halifesinin kalbi, saltanat ve hilafetinin bu hizmetkar askerinden elbette memnun ve Allah’u Teala bu mücahit ve şehit kulundan elbette razıdır.

* Bu makale Süleyman Nazif’in Harp Mecmuası 7. sayısındaki yazısından altındır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Site İçi Arama
Reklam
Reklam

Kut'ül Amare Asla Unutulmayacak! - www.kutulamare.gen.tr